Demir Adam'ın Erken Gelen Doğumu -Prematüre Bebek


Kas 2, 2014

Demir Adam’ın Erken Gelen Doğumu -Prematüre Bebek

Sibel Özdemir Tarafından Yazıldı. Doğum Hikayeleri Yorum Yok

Fazla yemekten göbeğim mesaneme baskı yapıyor ve o nedenle idrarımı tutamıyorum zannetmiştim. Bütün gece tuvalet ve yatak arasında mekik dokurken “ne vardı o kadar yiyecek” diye kendime kızdım durdum. Daha sonra da idrar yolu enfeksiyonu olduğuma karar verdim, çünkü artık yediklerimden eser kalmamıştı. Sabah 08.40’da dersim vardı acaba ona gidip daha sonra mı doktora gitsem yoksa dersi mi iptal etsem diye düşünüp durdum. Neyse ki önce doktora gitmişim!!

Giderken annemi aradım bana “sakın suyun gelmiş olmasın” deyince “yok canım ne alakası var belki de idrar yolu iltihabı oldum ben” dedim. Hastaneye ulaştığımızda sekreter kızlarda suyunuz gelmiş olabilir dediğinde ben hala “İdrar yolu enfeksiyonu” sayıklıyordum, öyleki  doktorum gelip “her şey çok yolunda gidiyordu ama” deyince bile ben hala “heralde idrar yolu enfeksiyonu oldum “ dedim. O kadar emindim ki suyumun gelmediğinden doktor ultrasonla bakarken, her kontrolde olduğu gibi, eşime de görüntüleri kayda almasını bebeğimizi göreceğimizi söyledim…

İşte o görüntüler…

Su yok, burda da yok, burda da yok, burda da!!!!

Şok şok şok!!!

“Bu bebek bugün doğacak” dediğinde doktorum, ben ne dedim biliyor musunuz?

“Ama benim geceliğim bile yok!” Allah o gün bana bir saflık verdi, iyi ki de verdi:)

Yaw bebek 1,5 ay erken doğuyor, nefes alır mı, sağlıklı olur mu, kuvezde kalır mı bi onu düşün neymiş geceliğim yokmuş!! Neyse doktorum büyük bir sakinlikle yandaki bebek mağazasından gecelik alabileceğimi (!) söyledikten sonra “bebeğim ölür mü” diye sordum.

Birden doktorum gözlerini kocaman açtı, tahtaya vurdu ve bana “bu bebek doğar ve yaşar, belki birkaç gün kuvezde kalması gerekebilir” dedi. işte bana “bu bebek yaşar” dedi ya bütün gün bu cümle kulaklarımda çınladı. Hala da ilk günkü gibi kulaklarımda…

Ama geceliğim bile yoktu…

Her şeyi doğum iznimde yapacaktım.

Başıma ne takacağım, nasıl bir gecelik giyeceğim, hastane odası nasıl süslenecek, ikramlar ne olacak, hangi fotografçı doğum fotoraflarını çekecek hepsi aklımdaydı…

Ama  o anda hepsi anlamını yitirdi…

Tek bir şey istiyordum, bebeğim doğduğu anda nefes alsın…

Doktorum bana bebeğin ciğerlerinin gelişimini sağlamak ve bebeği enfeksiyondan korumak için iki iğne yaptırdı ve “en iyi yoğun bakım anne karnıdır, akşama kadar bekleyeceğiz” dedi. Peki ben ne dedim biliyor musunuz “Armada’ya gidebilir miyim?” diyorum ya bir saflık çöktü!!

Adam bana su bile içmeyeceksin diyor, ben bir kahve bile içemez miyim diyorum!!

Hastanedeki tüm odalar dolu olduğu için biz koridordaki koltuklarda öğleden sonraya kadar bekledik. Arada doktorun odasına gidip kalp atışlarını dinledik…Bu arada herkese haber verdik, herkes koşa koşa hastaneye annem,babam, abim ve eşi ise koşa koşa alışverişe gitti. Malum bana gecelik lazım, o da bu gece lazım

Hiç ağlayıp sızlanmadım mı tabiki ağladım ne yapacağımı bilemedim. Ama sonra birden “bu bebek doğar ve yaşar” cümlesi kulaklarımda çınlamaya başladı…

Doğacak ve yaşayacaktı zaten biz onun adını “Demir” koyacaktık.

Adı gibi olacaktı,güçlü, sağlıklı…
Akşam 18.00’da beni ameliyathaneye aldılar… Epduralim takıldı, zerre kadar canım acımadı… Ameliyat ekibi o kadar iyiydi ki bana çok destek oldular. Doktorum gelip gözlerimin içine baktı ve nasılsın diye sordu. Cevabım “korkuyorum” oldu…  evet korkuyordum ve gün boyu bu duygumu baskılayıp durmuştum… Epiduralim biraz eksik yapılmış, bu yüzden beni azıcık bayıltmışlar. İşte bana nasıl bir ilaç  yaptılarsa doğumdan sonra sürekli bir Gül Hanım (anestezi uzmanı) sayıklayıp, durmuşum! “Gül Hanım nerde?”, “Gül Hanım çok teşekkür ederim”, “Gül hanım benim elimi tuttu”, “Gül Hanım benim başımı okşadı”, “Tamer Bey nerde?”, “Tamer bey çok teşekkür ederim”, “Aşkım bak oğlumuz oldu”…. Neyse ki bunların hiçbirini hatırlamıyorum ! :))))

Tabi tek hatırlamadığım bunlar değil. Bebeğimin ilk çıktığı anı da kaçırdım, ama gözümü açtığımda bebeğim yanımda avazı çıktığı kadar bağırıyordu. Eşim de ameliyathanede yanımızdaydı. Bebeğimiz nefes alıyordu evet “doğmuştu ve yaşıyordu” bundan daha büyük bir mutluluk yoktu…

İşte o an…

Ağlıyordu, avazı çıktığı kadar bağırıyordu!! Bebeğinin ağlamasının anneyi mutlu ettiği tek an…

Doğar doğmaz kucağıma alamadım, koklayamadım ama nefes aldığını görmek bu hayatta tattığım en büyük mutluluktu…Tabi bebeğimi odaya getirmediler, 2 gün kuvezde kaldı.. İlk yakından görüşüm eşim getirdiği fotograflarla oldu…

İlk gördüğüm fotograflarından birisi…

Bir anneye yavrusu ne kadar güzel gelirmiş o gün anladım…

Ben anestezinin etkisi geçer geçmez, sabah 05.00’da, onu görmeye gittim.

İlk defa emzirdim.

Minik yavrum çok zor emiyordu ama emiyordu.. İki cok cok yapıp yoruluyordu, hemen uykuya dalıyordu… Çok zayıftı, 2100 gr doğdu, 1946 gr olarak taburcu oldu ve bizimle beraber evimize geldi. 2 gün önce çıktığımız kapıdan, kollarımızda bebeğimizle döneceğimiz hiiiçç aklımıza gelmezdi… İşte anne baba olarak yepyeni hayatımız böyle başladı…

Bu arada birsürü çikolatam ve hediyelerim oldu doğumdan sonra…hatta kapı süsüm, ziyaretçilerime hediyelerim bile oldu… Ne kadar sevildiğimi ve şanslı olduğumu bir kez daha anladım… O gün yanımızda olan ailelerimiz, tüm dostarımız, akrabalarımız, hocalarımız hepinize ne kadar teşekkür etsek az…

Bu yazının ana fikri

1. Su dediğin öyle foşur foşur gelmeyebiliyormuş!

2. Hamilelik dönemi öyle savsaklamaya gelmez hemen geceliğinizi, terliğinizi alın:)

Şu anda Demir Adam Ne Mi Yapıyor?

www.akademisyenanneyim.blogspot.com.tr

İnstagram : @akademisyenanne

Bu yazıyı paylaşmak için ;
Related posts